Ana Sayfa | Dergi Hakkında | Yayın Kurulu | Bilimsel Danışma Kurulu | İçindekiler | Arşiv | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | İletişim  
2019, Cilt 33, Sayı 3, Sayfa(lar) 177-187
[ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
SARKOİDOZ: TANI, TEDAVİ VE TAKİPTE 20 YILLIK DENEYİM
Eylem TUNÇAY1, Murat YALÇINSOY2, Sinem GÜNGÖR1, Pakize SUCU3, Sümeyye APLARSLAN BEKİR1, Fatma TOKGÖZ AKYIL4, Dilek YAVUZ3, Bülent ALTINSOY5, Cüneyt SALTÜRK6, Zeynep Ferhan ÖZŞEKER7
1Sağlık Bilimleri Üniversitesi Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Göğüs Hastalıkları, İstanbul, Türkiye
2İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları, Malatya, Türkiye
3Arnavutköy Devlet Hastanesi, Göğüs Hastalıkları, İstanbul, Türkiye
4Çanakkale Devlet Hastanesi, Göğüs Hastalıkları, Çanakkale, Türkiye
5Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları, Zonguldak, Türkiye
6Yeni Yüzyıl Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları, İstanbul, Türkiye
7İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Göğüs Hastalıkları, İstanbul, Türkiye
Anahtar Kelimeler: Sarkoidoz, tanı, klinik, takip
Özet
Amaç: Sarkoidoz, sebebi bilinmeyen, birden fazla sistemi tutan, granülomatöz bir hastalıktır. Tanı koyma aşamaları, uzun ve kısa süreli takibi günlük pratikte uğraştırıcıdır ve deneyim gerektirir. Çalışmamızda kliniğimizde 20 yıldır takip ettiğimiz sarkoidoz olgularının, tanı, tedavi ve takip sonuçları incelenmiştir.

Yöntem ve Gereç: Çalışmamızda 1994-2014 yılları arasında 3. basamak göğüs hastalıkları kliniğinde takip edilmekte olan sarkoidoz olgularının demografik özellikleri, ilk başvuru şikâyetleri, tüberkülin cilt testi, biyokimyasal parametreleri, radyolojik özellikleri, evreleri, solunum fonksiyon testi ve DLCO ölçümleri, tanı, tedavi ve uzun /kısa dönem takip sonuçları değerlendirildi.

Bulgular: 338 hastanın 241’i (%71,3) kadın, 97’si (%28,7) erkek idi. Hastaların tanı sırasındaki yaş ortalaması 42,6±11,6 (17-75) idi. Hastalarımızın 48’inin (%14,2) sarkoidoz tanısı klinik, laboratuvar ve radyolojik bulgularla konulurken diğer hastalarda invaziv girişimler yapıldığı görüldü. En sık kullanılan invaziv yöntemler transbronşiyal biyopsi (%42,6), mediastinoskopi veya transbronşiyal biyopsi (sırasıyla %40,8 ve %13,9) ve bronş mukoza biyopsisi (forceps biyopsi) (%35,2) idi. Hastaların 262’sinin (%75,6) tedavisiz izlendiği, 76’sine (%22,4) değişik dönemlerde tedavi verildiği görüldü. Hastaların 22’sinde (%6,2) tanı sonrası dönemde relaps olduğu görüldü. Tedavi verilmeden izlenen ve tedavi verilen hastalarda relaps gözlenme oranlarının sırasıyla 3 hasta (%2,5) ve 19 hasta (%42) olduğu görüldü (p<0,01).

Sonuç: Farklı organları tutan ve farklı klinik prezentasyonları olan bu hastalık, büyük oranda spontan remisyonla seyreder. Ancak ileri evre hastalıkta mortalite ve morbidite fazladır. Ayrıca çalışmamızda da gördüğümüz gibi ileri evre hastalarda tedavi almalarına rağmen relaps sıklığı fazladır. Klinik pratikte sarkoidoz olgularının tanısının erken konarak yakın takip edilmesi ve ileri evre hastaların relaps, mortalite ve morbidite açısından yakın takibi büyük önem taşımaktadır.

  • Başa Dön
  • Özet
  • [ Başa Dön ] [ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]